KÖPEĞİNİZ NEDEN SİZİ DİNLEMİYOR?

Çoğu zaman, insanlar, köpeklerinin kendilerini neden dinlemediğini anlamazlar. Etraftaki başka

köpekler sahiplerine uyarken, sizin köpeğiniz sizi hiç umursamıyor gibi görünebilir. Aslına

bakarsanız bunun birden fazla nedeni olabilir ve 'Hayır' bunların hiçbiri köpeğinizin sizi

sevmediğini göstermez. Bu nedenlerden başlıcalarının üzerinden beraberce geçelim.

 

1- Yanlış ödül kullanımı:

 

Bir eğitmen olmama rağmen, benim bile zorlandığım konulardan biri, çalıştığım köpeğin hangi

ödüle tepki vereceğini bulmak olabiliyor. Bazı köpekler mamaya tepki verirken, bazı köpekler ise

oyuncağa ya da topa çok daha fazla duyarlıdır. Elbette mama ile çalışırken, çalıştığınız mamanın

köpeğinizin damak zevkine uygun olması da önemlidir. Bazen, sahipleri, köpeklerine ödül vermeyi

rüşvet olarak görüp, bunu reddedebilirler. Bu tamamen yanlış bir düşüncedir. Köpeğinize ödül

vermek, aranızdaki bağı çok daha sıkılaştıracak ve ödül vermediğiniz zamanlarda da köpeğinizin

sizi dinlemesini sağlayacaktır.

 

2- Sabırsız davranmak ve sinirlenmek:

 

Köpeğinize, istediklerinizi yaptırmak için, önce, ona bunu öğretecek sabra sahip olmanız

gereklidir. Köpeğinizin, insanca bilmediğini unutmamalı ve ondan bir şeyleri istemeden önce

bunu ona öğretmelisiniz. Öğrendiği zaman bile, köpeğinizden bu sabrı esirgememelisiniz. Oyun

alanından çağırdığınız köpeğinizin, size 3 kere gelmeyip 4. seferde gelmesi sizi kızdıryorsa, ona

bağırdığınız taktirde bu, köpeğinizin bir sonraki sefer daha çabuk gelmesini sağlamaz, tam tersi

sizden korktuğu için gelmemesine neden olur. Bir köpeğin düşüncelerinin çok daha basit

olduğunu ve içinde bulunduğu ana odaklandığını unutmayın.

 

3- Kararsız olmak:

 

Bir köpek için, sahibinin sabır ve kararlılığı, onun liderliğinin en büyük kanıtıdır. Köpeğinizin,

insanlara ait olan bu dünyada daha mutlu yaşayabilmesi için, yavruluğundan itibaren uyması

gereken kuralları ona öğretmek, bir sahibin görevidir. Tabi köpekler, bu kurallara uyana kadar

sizin işinizi çok da kolaylaştırmayabilir. Sizin yapacağınız en mantıklı şey, bir karar verip, onu

uygulamaktır. Örneğin, köpeğiniz sofraya atlıyorsa bu tekrarlayabilir. Sabırla, aynı şekilde, ona

pes etmeyeceğinizi göstermeli ve bıkıp usanmadan onu ikaz etmelisiniz. Ya da misafirlerin

üzerine atlayan bir köpeğiniz varsa onu engellemenin yolunu bulup, bu konuda kararlı bir şekilde

devam etmelisiniz. Dediğim gibi, sabır ve kararlılık, sizi, köpeğinizin gözünde bir lider yapacaktır.

 

4- Köpeğinizi çok şımartmak:

 

Genelde, köpek sahipleri, köpeklerinin bir köpek olduğunu unutup, ona bir çocuk gibi davranırlar.

Aslında, bu tamamen yanlış bir davranışırtır, çünkü, çocuklar zamanla büyürler ve onlarla

konuşarak onlara bir çok doğruyu ve yanlışı anlatabilirsiniz. Köpekler ise, öğrendikleri şeyleri

şartlanmayla öğrenirler ve alıştıkları şeyleri devam ettirmek isterler. Yavruyken yatağınız almaya

başladığınız bir Danua, büyüyüp yatağa sığmadığı zaman, onunla konuşarak bu durumu ona

anlatmanız pek mümkün olmaz.

 

5- Gereksiz ödül kullanımı:

 

Evet, daha önce köpeğinize ödül vermenizin doğru ve güzel bir şey olduğunu söylediğimi

biliyorum, ancak ödül, ödül olarak verilmelidir, tıpkı size maaşınızın maaş olarak verildiği gibi...

Eğer biri işe gitmeseniz bile size maaşınızı veriyor olsaydı ne yapardınız? Muhtemelen çok fazla

çalışmazdınız. Köpeklerde de durum farklı değildir. Eğer, köpeğinizi sürekli ödüle ve sevgiye

boğuyorsanız, onun, sizin için bir şeyler yapmasını bekleyemezsiniz.

 

6- Ona zaman ayırmamak:

 

Eğer köpeğinize gerekli zamanı ayırmıyorsanız, onunla aranızdaki bağı kuvvetlendirmek için hiçbir

şey yapmıyorsunuz demektir. Köpeğiniz bir robot değildir. Onunla, onun sevdiği oyunları

oynamalı, uzun yürüyüşlere çıkmalı, parklara gitmeli, sahillerde yürümelisiniz. Yürüyüş, bir

köpekle sahibini birbirine bağlayan en büyük aksiyondur. Köpeğinize, sizi gördüğü zaman

sevinmesi, sizi dinlemesi için, nedenler vermelisiniz.

 

7- Sağırlık:

 

Size şaka gibi gelse de, bir çok yavru köpek sahibii köpeğinin aslında sağır olduğunu çok geç

öğreniyor. Eğer yavru bir köpeğiniz varsa ve çağırdığınızda dönüp bakmıyor, aynı zamanda

seslere hiç tepki vermiyorsa, bu ihtimali de gözönünde bulundurmalısınız.

 

8- Eğitim eksikliği:

 

Köpeğinizle eğitim yapmak, işlerin, çok daha hızlı ilerlemesini sağlar. Eğitim, hem köpeğinize

kuralları anlatmanız için, hem de onunla sosyalleşip aranızdaki bağı kuvvetlendirmeniz için harika

bir yoldur. Elbette profesyonel bir eğitim çok zevkli ve çok yaralıdır fakat imkanlarınız bunun için

yeterli değilse bile, kendi çabalarınızla köpeğinizle eğitim çalışmaları yapmak, ortaya harika

sonuçlar çıkarabilir.

 

9- Aşırı beklenti:

 

Bir köpek edinirken, hele de bu bir yavruysa, bilgi edinin ver gerçekçi olun. Köpek sahibi

olacaksanız, bu işin zevkli yanları olduğu kadar zorluklarının da olacağını hesaba katın. Örneğin,

satın alacağınız çiş damlalarının ya da pedlerin, tuvalet sorununuzu engellemesi, gerçekçilikten

oldukça uzak bir düşüncedir. Yavru köpekler sık sık tuvaletlerini yaparlar ve bunların çoğu da

yanlış bölgelere olur. Yavru köpeklerin dişleri kaşınır ve kemirme ihtiyacı hissederler, hem de

kemirdikleri şeyin basit bir tahta parçası mı, yoksa sizin çok değerli antika bir koltuk mu olduğuna

bakmadan. Yavru köpekler; üzerinize atlamayı, sizi yalamayı, hatta bazen dişlemeyi çok severler.

Yalnız kaldıklarında ağlayıp havlayabilirler ve enerjileriyle sizi oldukça yorabilirler. En kötüsü de o

kadar tatlıdırlar ki, gözlerinizin içine, en sevimli hallerini takınıp baktıkları zaman, size, her

istediklerini yaptırabilirler. :)



Devamı

Lassie Kuduz Olmaz mı

Sene 1983… 5 yaşındayım… Bir film oynuyor sinemalarda. Adı, “Kuduz”. Annem, Tarık Akan hayranı, o dönemdeki birçok insan gibi… Durur mu hiç evde? Gidiyor elbette filme. Üzülüyorum. Nasıl üzülmem? Her çocuk gibi, hatta her insan gibi, ben de aşığım beyaz perdeye. Oysa, sadece, çizgi filmlere gitmeme izin var. Dönemin büyük sinemalarından olsa gerek, ya da ben çok küçük olduğum için, bana öyle gelse gerek; Akbank Sinemaları var bize yakın bir yerlerde. Her yeni çizgi filme götürür anneannem beni, bir de E.T.’ye, defalarca. Ama annem, götürmüyor işte beni “Kuduz”’a. Yine de, talimatlar yağıyor, sinemadan eve dönünce. “Sokakta köpeklere yanaşmak yok!”, “Falancanın evinde köpek varmış, bir daha onlara gitmek yok.”. Ne zaman bir köpek görsek dışarıda yürürken, daha da bir sıkı tutuluyor elim, “Şşştttt! Yaklaşma sakın o tarafa.”. Seneler geçiyor aradan, bilmem kaç sene. Artık evimizde video var. Kasetler duruyor dolapta, yanlış hatırlamıyorsam, bizimkiler Beta. Bir film seçiliyor, play tuşuna basılıyor, o da ne, “Kuduz”. Birkaç sene önce beni götürmedikleri filmi izliyoruz, hem de ailecek. Bir Alman Kurdu hatırlıyorum, bir de ağzından köpükler saçan bir çocuk. Korkuyorum izlerken. Ben korkuyorum ya, daha bir geliyorlar üzerime, “Bak” diyorlar, “İbret olsun, köpeklere çok yanaşırsan böyle olur işte.” İbret oluyor gerçekten de, ama hani köpek alacaktım ben? Hani oyunlar oynayacaktım onunla? Oysa biliyorum artık; köpeklere çok yanaşırsam, öyle olur işte.

Az buz değil, bundan 40 sene öncesi... Sene 1943… Bir film giriyor vizyona, Amerikan sinemalarında. Adı, “Lassie Come Home.”, yani, “Lassie Eve Dön.”. Çocuğunu kapan gelmiş sinemaya. Bir önceki yaşamım olsa gerek, 5 yaşındayım yine… Annemle izliyoruz filmi. Çıkışta; gülüyoruz, konuşuyoruz, sahneler anlatıyoruz Lassie’den... 2 haftaya kalmadan, bir köpek alınıyor eve; küçük mü küçük, şirin mi şirin, nereye gitsem, geliyor peşimden. Ne de olsa seviyoruz köpekleri, belki Lassie’den ötürü, belki de komşunun köpeğinden. 

Yaşamış da olabilirim bu anlattıklarımı, hiç yaşamamış da. Yaşamış da olabilirsiniz bu anlatılanları, hiç yaşamamış da. Ama yaşandı bunlar. Benim ya da sizin başınıza geldi, belki de bir arkadaşın. İşte bu kadar farklı bakmışız hayvanlara yıllardır. İşte bu yüzdenmiş, ayağına gelen bir taş yüzünden topal kalması, mahalledeki Karabaş’ın. Şimdi soruyorum anneme, ya da hâlâ çocuklarına ibret gösteren bütün annelere; “Lassie kuduz olmaz mı anne?”.



Devamı

Alman Çoban Köpeği

Bir çok insanın, Alman Kurdu ya da sadece Kurt Köpeği adıyla bildiği bir ırktır Alman Çoban Köpeği. Gösterişli ve güçlü bir köpektir. Bakışları duygulu ve anlamlıdır. Sahibine inanılmaz bir şekilde bağlıdır. Koruma içgüdüsü çok gelişmiş olan Alman Çoban Köpeği, ayrıca, bomba veya narkotik köpeği olarak da tercih edilen bir ırktır.

Alman Çoban Köpeği, itaatkâr bir köpektir. Sahibi için, yapmayacağı şey yok gibidir. Bahçeli bir ev, onun için gayet uygun bir yaşam alanıdır. Eğitimine erken başlamak önemlidir. Eğer yanlış davranışlarla büyütülürse, hırçınlaşabilir, bunun yanında, havlamaya müsait bir ırktır. Gelen potansiyel tehlikeyi durdurmak ya da sahibine bildirmek için havlamak ister.  Sahibi ve ailesiyle beraber çok sıcak ve mutlu bir ruh halinde olmasına rağmen yabancılara karşı mesafelidir. Asla agresif bir köpek değildir fakat günümüzde, yanlış eğitim nedeniyle agresifleştirilmiş birçok Alman Çoban Köpeği görmek mümkündür. Çocuklarla iyi anlaşır. Eğitim alma düzeyi çok yüksektir, körlere rehber köpek olarak çok tercih edilmesinin sebebi de budur. 

Zekâsı ve cesareti ile ön plana çıkan Alman Çoban Köpeği, apartman dairesinde beslemek için ise hiç de uygun bir ırk sayılmaz. Bahçeli bir ev için ise, tam anlamıyla ideal bir ırk olduğu söylenebilir.

 



Devamı

Amerikan Pitbull Terrier

Amerikan Pitbull oldukça sert görünümlü bir köpektir. “Görünümü sizi yanıltmasın.” dememi bekliyorsanız, yanılıyorsunuz demektir çünkü gerçekten de serttir. Bu sertliği, onu, köpek dövüşlerinde kullanmak isteyen, hayvan düşmanları tarafından da keşfedilmiştir. Dövüşmesi için, insanlar tarafından agresifliği tetiklenmiştir. Bu durum, onun, kötü bir nam salmasına yol açmıştır. Bazı ülkelerde beslenmesi yasaklanmıştır. Oysa, bütün köpek ırkları gibi, hatta bütün hayvanlar gibi, Amerikan Pitbull da kötü olarak doğmamıştır, insanlar tarafından kötü olması için yetiştirilmiştir. Amerikan Pitbull, pozitif bir eğitimle, bir ev köpeği olarak yetiştirildiğinde, oldukça sevecen bir köpektir. Genelde diğer köpeklerle ve diğer hayvanlarla arası çok iyi değildir, yabancıları da pek sevmez, bu nedenle, yavruluktan itibaren, iyi ve doğru bir şekilde sosyalleştirilmeye ihtiyacı vardır. İlk kez köpek besleyecek olan kişilere tavsiye edilecek bir ırk değildir ama iyi bir sahibin yanında, mükemmel bir dost olarak yaşamını sürdürebilir. Şahıs ve alan koruma içgüdüleri oldukça fazladır. Bağlı olduğu kişiyi ölümüne korur. Amerikan Pitbull, profesyonel bir sahiple, bahçede yaşayabileceği gibi, bol egzersizle, apartman hayatına da uyum sağlayabilir.

 



Devamı

BOXER

Bir zamanlar bir Boxer sahibi olan biri olarak, öncelikle, Boxer sahiplerine, Allah kolaylık versin diyorum. Yanlı davranmadan yapamayacağım ve bana göre, dünyanın en tatlı köpeklerinden birinin Boxer olduğunu söyleyeceğim. Allah kolaylık versin kısmına gelince, Boxer’ın o bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle başa çıkmaya çalışacaklar için bu sözümü bir kez daha tekrarlamak isterim. 

Boxer, enerji dolu bir köpektir. Onu yormak neredeyse imkânsızdır. Heyecanlı ve itaat etmeye hazırdır. Çok hızlı öğrenir. Sabırsızlığı, biraz da sevecenliğinden kaynaklanır. İnsanlar tarafından sevilmek için acelecidir. Çocuklara karşı oldukça naziktir fakat fazla hareketli olduğu için zaman zaman ufak kazalar meydana gelebilir. Bunu engellemek adına çok küçük çocuklarla, gözetimsiz bir şekilde bırakılmamalıdır. 

Bu sevecen köpeğin ömrü, diğer köpeklerle kıyaslandığında, ne yazık ki pek uzun sayılmaz. Boxer’ların ortalama ömrü, 10 yıl civarıdır. Bu oyuncu köpek, ömrünü, sahibiyle birlikte, hareketli bir şekilde geçirmek ister. Bekçi ve koruma köpeği olarak kullanılabilse de, Boxer, sürekli sahibiyle yan yana olmayı tercih eder. Bu özelliği, yeterli egzersiz imkanı sağlanırsa, onu, evde beslemek için ideal bir köpek haline getirir. Kısa tüylü olması da apartman hayatı için bir avantajdır fakat bu onu soğuğa karşı biraz dayanıksız kılar. Yağmurlu havalarda çok gezdirilmemeli ve eve geldiğinde iyice kurutulmalıdır, aksi halde romatizmal sıkıntıları olması mümkündür. Ayrıca, sürekli diş kontrolü gerektiren bir ağız yapısı vardır.

Eğer Boxer beslemek isteyen biriyseniz ve yeterli egzersiz imkânını sağlayacağınızdan eminseniz bir an bile tereddüt etmeden bu sevimli ırka sahip olun derim. Tüm Boxer sahiplerine de, köpekleriyle beraber, bir ömür mutluluklar dilerim.



Devamı

GOLDEN RETRİEVER

Golden Retriever, oldukça zeki ve hareketli bir ırktır. Koku duyusu çok gelişmiştir ve açıkçası biraz da oburdur diyebiliriz. Golden Retriever ırkı bir köpek ile beraber yaşamak, onun diyetine ve egzersizine dikkat etmeyi gerektirir. Asıl işi avı bulup getirme olduğundan dolayı; topla oynamaya, atılan topu sahibine getirmeye bayılır. Suyla arası çok iyidir, eğer havuzu olan bir bahçeniz varsa, onu, havuzdan uzak tutmanız, pek mümkün olmayabilir. Eğer köpek seçiminizi bu ırktan yana kullanacaksanız, onun fazla hareket ihtiyacını göz önünde bulundurmalısınız.  Golden Retriever, tam anlamıyla bir köpektir. Aşırı hareketi sever, bol bol yemek yer ve bol bol tüy döker. Tüm bunların yanında; sevgi arsızı, şirin mi şirin, zeki mi zeki bir ırktır. Erken yaşlarda aldırılacak eğitimle ve sahibinin ilgisiyle, yapacakları, sizi bile şaşırtacaktır.

 



Devamı

Husky

İşte size; inatçı mı inatçı, kararlı mı kararlı, çekmek için yaratılmış bir ırk, Husky… o masmavi gözlerin verdiği yakışıklılıkla, Türkiye’deki en popüler ırklardan biri olmayı başaran Husky aslında hepimizin bildiği gibi bir iş köpeğidir. Çoğu kişinin Sibirya Kurdu demesinden de anlaşılacağı gibi, asıl çıkış yeri Sibirya’dır fakat 1900’lü yılların başında Alaska’ya getirilmiştir.

Husky, oldukça hızlı koşabilen bir ırktır. Soğuk iklime alışkın olmaktan da ötededir, soğuk onu neşelendirir ve yaşam kalitesini artırır diyebiliriz. Kar yağdığında, Husky sahiplerinin, imrendirici bir şekilde, köpekleriyle oynadığını görmeniz çok mümkündür. Elbette her artının bir eksisi vardır. Soğukta bu kadar keyiflenen Husky, sizin de tahmin edebileceğiniz üzere, sıcağı pek sevmez. Sıcak iklimlerde yaşamaya mecbur kalan Husky, oldulça uyuşuk, tembel bir görüntü çizer.Husky, tam anlamıyla bir kurttur. Bu özelliği, ona, asalet ve güç getirirken, sahibi için de bazı zorlukların başlangıcı demektir. İçindeki kurdun; boyun eğmez,  bağımsız karakterini hisseden Husky, eğitimlerde, sahibine veya eğitimcisine biraz zorluk çıkarabilir. Çekmek için yaratılmış gövdesi, yürüyüşlerde, sizi, oldukçe sıkıntıya sokabilir. Buna rağmen, Husky, akıllı bir köpektir. Sahibiyle, doğru bir şekilde kuracağı bağla, mutlu bir köpek olarak, eğitim yapacaktır.



Devamı

Köpekten SAHİBİNE...

            Gözlerimi açtıktan kısa bir süre sonra girdin dünyama. Büyüktün, kocamandın ama korkmadım senden. Sıcaklığın, uyumak istediğimde, bir battaniye gibi örtüldü üzerime. Gözlerin, gözlerime değdi, beni her sevdiğinde. Yalnız kaldığım zamanlar da oldu elbet, yolunu gözlediğim saatler. Heyecandan küt küt atarken kalbim, her günün akşamında, koşarak gelirdin yanıma. Arkadaşların da katılırdı bize bazı zamanlar, senin arkadaşların, benim arkadaşlarım ne de olsa. Önce, üzerlerine zıplamayı öğrendim, sonra, senin yaptığın gibi pati vermeyi. Onlar da severlerdi beni, bol bol ödül verip, bol bol kaşırlardı göbeğimi. Onlar giderdi, biz hüzünlenirdik ama hiç kaybetmezdik birbirimizi. Beraber uyurduk yine geceleri. Ya o uzun yürüyüşlere ne demeli? Yağmur çamur demeden, yollara vurduk patileri. Elinden düşen onca topu da, sana getirdim gerisin geri.

            Yıllar, böyle geçti senli benli. Şimdi, biraz daha güçsüz bedenim ama hâlâ aynı kalbe sahibim. Sen çağırdığında biraz geç kalıyorsam, bil ki, olmadığındandır hiç halim. Ya da ara sıra kaçırıyorsam halıya çişimi, senden utanarak özür dilerim. Yine de biliyorum, bir gün gelecek, vuracağım patileri özgürce yollara. Çılgın gibi atlayacağım, düşen her topa. Her geldiğinde sen eve, sevinçle zıplayacağım kollarına. Dünyam olduğun için bir ömür, teşekkür ederim sana. Nasıl sen varsan gözlerimi açtığımda, gözlerimi kaparken de sen ol yanımda.



Devamı

KÖPEK ALIN UZUN YAŞAYIN

Araştırmalar gösteriyor ki bir köpeğiniz varsa, yaşam süreniz de uzuyor. Belfast’taki, Queens Üniversitesinden, Psikolog Deborah Wells, İngiliz Sağlık Psikolojisi dergisinde yayımlanan araştırmasında, köpek sahiplerinin, daha sağlıklı yaşadıklarını belirterek, bu kişilerin tansiyonlarının ve kolesterollerinin düşük olduğunu belirtti. Bunun nedeninin, köpeklerle yapılan düzenli yürüyüşlere bağlanabileceğini kaydeden doktorun, bu araştırması için, daha önce evcil hayvan sahibi olmanın faydalarına ilişkin yapılan araştırmaları yeniden gözden geçirdiği bildirildi. Evcil hayvan sahiplerinin, diğer kişilere nazaran, genelde, daha sağlıklı olduğunu teyit eden doktor, ancak araştırmasında köpek sahibi olmanın, kedi sahibi olmaktan daha olumlu etkileri bulunduğunu savundu. Köpek sahiplerinin, düşük tansiyon ve kolesterolün yanı sıra, sağlıklarında daha az sorun çıktığını belirten psikolog doktor, köpeklerin, kalp krizi gibi ciddi rahatsızlıkların iyileşme sürecine de yardımcı olduklarını ve sara krizinin geldiğini tahmin edebildiklerini ileri sürdü. Psikolog Wells, köpeklerin, sağlığı etkileyen en büyük etkenlerden biri olan, strese de iyi geldiğini kaydetti. Köpek sahibi olmanın, fiziksel faaliyeti ve sosyal iletişimi artırdığına dikkat çeken Wells, bunların, insanın psikolojik sağlığını güçlendirdiğini belirtti.

Devamı

SİVAS KANGAL

Koruma içgüdüsünün tanımını soracak olursanız, size, Sivas Kangal köpeğini gözlemleyin derim. Kangallar, fazlaca sahiplenici, güçlü ve gücünün farkında olan köpeklerdir. Sahibine çok bağlıdır. Yabancılara karşı tedirgin bir yaklaşım sergiler. Genellikle tek bir sahibe bağlanmayı seçer. Bu kadar güçlü bir köpek, eğer şehir şartlarında beslenecekse muhakkak eğitim aldırılmalıdır. Gütme içgüdüsü fazla olan kangallarda ufak ısırma sorunları da gelişebilir. Bu yüzden yavruluktan itibaren, iyi bir şekilde sosyalleştirilmelidirler. Tahmin edilebileceği gibi, kangallar apartman hayatı için de beslenmesi mümkün olmaya köpeklerdir. Geniş bir bahçeye ihtiyaç duyarlar. Bunun yanı sıra, kangalları meşgul tutmak gerekir. Onlara, muhakkak yerine getirilmesi gereken görevler verilmelidir. Aksi halde, sıkılan bir kangal, havlama, kazma ve bunun gibi birçok istenmeyen davranış geliştirebilir.

Devamı

ROTTWEILER

Bir zamanlar benim de beslediğim bir ırk olan Rottweiler, iri cüssesinden beklenmeyecek kadar yumuşak bir kalp taşır. Fiziğine bakıp, onu, tehlikeli ırk sınıfına sokan kimseler yüzünden, yıllar boyu yanlış bir kanıya sahip olunmuştur Rottweiler hakkında. Rottweiler iri bir köpektir. Kaslıdır, güçlüdür. Eğitilebilirliği hat safhadadır. Dengeli, sakin bir ırktır. Alan koruma ya da şahıs korumaya uygun bir karakteri vardır fakat bunun için çok iyi bir eğitim almalıdır. Eğitimin şart olduğu ırklardan biridir. Bunun nedeni, zaman zaman, boyutundan haberdar olmayan koca bir çocuk gibi davranan Rottweiler’ın istemeden de olsa birini incitebileceğidir. Rottweiler acıya duyarsız bir ırktır, sahibi için her şeyini ortaya koyar. Kısa tüylü olması, apartman hayatı için bir avantaj teşkil etse de, cüssesi ve bol egzersiz ihtiyacı, onu, bahçeli bir için ideal bir köpek haline getirir. Eğer bir Rottweiler sahibiyseniz, bir köpeğin, bir insana ne denli bağlı olabileceğini biliyorsunuz demektir. Size iyi bir dost olacak olan köpeğinizden, gerekli eğitimi ve egzersizi esirgememek ise, ona yapacağınız en büyük iyilik olacaktır.

Devamı

PEKİ SİZ SÖZ VEREBİLİR MİSİNİZ?

Yapabilecekleri ve yapamayacakları var bir köpeğin. Her söylediğinizi anlayamaz örneğin ama sesiniz biraz yükselse, ürker hemen, üzülür sizi kızdırdığına. Neden işe gitmeniz gerektiğini anlayamaz pek fazla, yine de, geldiğinizde sevinçle sıçrar üzerinize. Yemek yapamaz belki, ya da çay demleyemez siz kalkmadan ama evlilikleri kurtardığı çok görülmüştür, kavgalıları barıştırdığı, öfkelenenleri yatıştırdığı… Bir köpektir o her şeye rağmen. Kimi zaman, çiğneme çubuğu yerine terliklerinizi kemirebilir. En kıymetli halınızı da pisletebilir ama suyunu dökseniz yere yanlışlıkla, o vurmaz size, kızmaz. Ağlasanız, anlamaz belki neden ağladığınızı oysa yine de yalar şefkatle, yanaklarınızdan süzülen gözyaşlarınızı. Yalan söyleyemez örneğin, kazık atamaz, nabza göre şerbet vereyim dese, hiç beceremez. Arabanız varmış yokmuş, gömleğiniz markaymış ya da pazardan alınmaymış düşünmez. Neredeyse servet verdiğiniz cep telefonunuza bakmazken, çıldırabilir 1 liraya aldığınız bir topa. İşte böyledir köpekler, yapabilecekleri ve yapamayacakları şeyler vardır. Sizi terk edip gidemez örneğin, zamanla sıkılıp yeni hobiler edinemez. Öyle bekler sizi evde, sabır ve sadakatle. Sevemeyenlere inat, karşılıksız sever sizi. Peki siz söz verebilir misiniz onu terk etmeyeceğinize? Ara sıra, küçük yanlışlar yapınca, dövüp sövmeyeceğinize… Peki siz söz verebilir misiniz, onu bir ömür seveceğinize?

Devamı

KÖPEK ALIRKEN BOL PARA HARCAYIN

Muhtemelen, yazıyı okumaya, “Bu ne biçim başlık böyle?” diye başlayan birçok kişi vardır. Vallahi de doğru, billahi de doğru attığım başlık. Alacağınız yavru köpeğe en azından 1000 avro vermelisiniz derim. Hatta en pahalısı hangisiyse onu alın. Daha köpek eve gelmeden bol bol para harcayın. Yatak alın, oyuncak alın, bol bol mama alın. En kaliteli mamadan 6 aylık stok yapın mesela. Mümkünse bir odayı ona göre döşeyin. 5-6 çeşit tasma alın, bir o kadar da kayış. Bir oyuncak sepeti yapın, sepet de pahalı olsun ama haaa. İçine doldurun doldurabildiğiniz kadar oyuncak, en pahalılarından elbette. Tarak alın birkaç tane, tırnak makasları olsun. Harcayın harcayabileceğiniz kadar. Köpek alırken bol para harcayın, öyle bol harcayın ki, eğer birkaç ay içinde vermek isterseniz köpeğinizi, kurtulmak isterseniz o minik yavrudan, sızlamazsa vicdanınız, cebiniz sızlasın. İçiniz acısın verdiğiniz paraya. Atın köpeği sokaklara, verin onu tanımadığınız insanlara ama kıyamayın harcadıklarınıza. Öyle bir para harcayın ki köpek alırken, ya vazgeçemeyin köpeğinizden artık, ya da vazgeçtiğinizde içiniz yansın onca paradan sonra. Ya da bir başka seçenek; sokaktan da alsanız söz verin onu sevmeye, barınaktan da sahiplenseniz yemin edin vazgeçmemeye. Ya para harcayın bol bol, ya da insan olun.

Devamı

LABRADOR RETRIEVER

Labradorlar sevimli, oyuncu, zeki ve enerjik köpeklerdir. Sahipleri ile yakın ilişkide olmayı severler. Orijinal görevi sudaki avı bulu getirmek olduğundan suya bayılır. Eğer havuzlu bir evde yaşıyorsanız ve köpeğiniz bir kez suya girmenin tadını almışsa, arkanızı her döndüğünüzde, onu, havuzda yüzerken görebilirsiniz. Bu yüzden, köpeğinizin havuza girmesini kontrol altında tutamıyorsanız, ilk yapmanız gereken şey, ona, havuzdan nasıl çıkacağını öğretmek olmalıdır. Bu, ileride, onun hayatını kurtarabilir. Eğer köpeğinizi dairede besliyorsanız, ona, muhakkak gerekli egzersiz imkânını sağlamalısınız. Fazlasıyla enerjik olan bu ırk, enerjisini yöneltecek bir görev bulamadığında, ilgisini tamamen yaramazlığa yöneltecektir. Ayrıca en çok hoşuna gidecek oyun, bulma-getirme, atma-getirme oyunları olacaktır. Bu getirme içgüdüsünün, henüz yavruyken ortaya çıkması, fazlasıyla olasıdır. Köpeğinizin, çoraplarınızı, giysilerinizi size getirdiğini sıkça görebilirsiniz. Bunun için ona kızmanız ise, sadece, eşyalarınızı size getirmek yerine, sizden kaçırmaya çalışmasını sağlar. Yapılacak en mantıklı şey, ona, istediğiniz doğru nesneleri getirmeyi öğretmektir. Labrador, zeki bir ırktır. Erken yaşta eğitilmesi halinde birçok şey öğrenebilir. Çocuklara karşı yumuşak bir ırktır. Labrador sahiplerinin en çok dikkat etmesi gereken şeylerden biri ise, köpeklerinin beslenmesiyle ilgilenmektir. Oldukça obur bir ırk olan labradorlar, doymak nedir bilmeyebilirler. Sağlıkları açısından, kilo kontrolü için, sürekli olarak bir veterinerle temasta olunmalıdır.

Devamı

SÖZDE İNSAN

Bir köpeğe dokunmak, onun hayatına dokunmak demektir. Birkaç aylığına köpek beslemek diye bir şey yoktur. Önce ona sevgi vermek, sonra karnını doyurmak, sonra da hayatı paylaşmak gerekir. Bir köpek edinmek isteyen herkes, öncelikle, bunun bilincinde olmalıdır. Barınaktan bir köpek almak, evlat edinmeye benzer, marketten yoğurt alıp da beğenmemek gibi değildir. Dökemezsin, çabucak bitirip yenisini alamazsın, bu bozuk deyip iade edemezsin. Haaa, yaparsın elbet. Sokağa da atarsın, geri de verirsin, döversin de, söversin de. Sahipsin ya, iki lokma ile besledin ya, yaparsın elbet. Ama sonra tartışırız kimin daha hayvan olduğunu hep beraber. Kimin günahkâr olduğunu… İnsansın ya, yaparsın elbet. Zaten senin gibi insanların yaptığı değil mi yazlık yerlerdeki onca sahipsiz köpek? Senin gibi insanların yaptığı değil mi barınaklarda kafeslere kapalı onca köpek? Senin gibi insanların yaptığı değil mi ıssız bölgelere açlıktan ölmesi için atılmış onca köpek? İnsansın ya… Sözde…

Devamı

TUVALET YANLIŞLARI

Evinize bir yavru köpek aldığınızda, hazır olmanız gereken birkaç konudan biri de, tuvalet konusudur. Çoğu insanın sandığının aksine, köpekler, kendi kendilerine tuvalet alışkanlığı edinemezler. Onlar için, hemen hemen her yer, tuvalet için uygun bir bölgedir. Özellikle yavru köpekler, bu düşünce yüzünden, fazlasıyla yanlış yapabilirler. Yazının başlığına bakarak, bu yanlışlar üzerine konuşacağımızı sanıyorsanız, yanılıyorsunuz demektir. Yavru bir köpeğin çişini eve yapması, ancak bir bebeğin altını ıslatması kadar yanlıştır. Doğru yere yönlendirilmemiş bir köpek yavrusunun, çişini halıya veya salonun ortasına yapması kadar doğal bir durum olamaz. Asıl sorun, bu durum karşısında, insanların yaptığı yanlışlardır. Tuvaletini yanlış yere yapan bir yavruya; kızmak, bağırmak, ensesinden tutup silkelemek, poposuna gazeteyle vurmak, burnunu tuvaletini yaptığı yere sürtmek gibi davranışlar, ne yazık ki köpek sahipleri arasında yaygın davranışlardır. İşte bahsedeceğimiz gerçek yanlışlar, bunlardır. Tamamen doğal bir ihtiyaç olarak tuvaletini yapan bir köpeğin ceza alması, onun için pek de anlaşılabilir bir durum değildir. Hele hele eski bir paspasa rahatlıkla çişini yapabilirken, evdeki pahalı iran halısının üzerine tuvaletini yaptığı için işittiği azar, sadece onun kafasını karıştıracaktır. Tuvalet eğitiminde yapacağınız en büyük yanlış, köpeğinize, şiddet ve ceza içeren yöntemlerle bir şeyler anlatmaya çalışmanızdır. Tuvaletini eve kaçıran bir köpeğe “kötü köpek” demek bir işe yaramaz ama bunun yerine her seferinde kendinize “kötü insan” diyebilirsiniz, çünkü büyük bir ihtimalle , köpeğiniz, sizin ihmaliniz yüzünden içeriye tuvaletini yapmıştır.

Devamı

TELEVİZYON SEYREDEN KÖPEK

Çoğu köpek sahibi, köpekleri yalnız kalacaksa, evden çıkarken, televizyonu açık bırakır. Bu, doğru ya da yanlış olarak nitelemekten kaçındığım bir davranıştır. Televizyonun, bir köpeğin ilgisini çekiyor olması, anlaşılabilir bir durumdur. Köpekler, insanlar gibi düzgün bir şekilde göremez. Bir köpeğin, televizyondaki görüntüye bakarken, bu görüntüleri net olarak seçebilmesi çok mümkün değildir. Buna rağmen, birçok köpek, televizyon seyreder gibi görünür. Bunun asıl nedeni, televizyondan gelen farklı seslerdir. Bizim kadar iyi göremeyen köpekler, şüphesiz, bizden kat kat daha iyi duymaktadır. Köpeklerin, zaman zaman, televizyona bu kadar odaklanmalarının nedeni, duydukları seslerdir. Elbette, köpekler tamamen kör değildir. Kimi zaman, ekrandaki görüntülerin ne olduğunu anlamadan, patileriyle onları yakalamaya bile çalışırlar. Evden çıkarken televizyonu açık bırakmanın, köpekler için olumlu bir etkisi olup olmadığı, net bir şekilde bilinmemektedir. Birçok eğitimci, bunun gereksiz olduğunu söylemesine rağmen, bu durumun, köpeklerini yatıştırdığını iddia eden köpek sahiplerinin de sayısı oldukça fazladır. Benim, bu konudaki şahsi görüşüm ise, televizyonu açık bırakmanın, köpeğe, bir zararı olmadığı yönündedir. Dolayısıyla, yararı olup olmadığı bilinmediği sürece, denenebilir bir durumdur. Özellikle, başlangıçta, televizyonun, yavru köpeklerin ilgisini çekmesi mümkündür. Bu ilgi, muhtemelen, kısa sürecektir. Yani, evde kimse olmadığında, bir köpeğin, oturup gün boyu televizyon seyretmesi düşünülemez. Buna rağmen, yalnız kalan bir köpeğn, sahibinin yokluğuna odaklanmadığı her dakika önemlidir. Zaten, köpek büyüdükçe, televizyona alışkın hale gelecek ve ilgisizleşecektir. Yine de, o, bu ilgisini kaybedene kadar, televizyonu açık tutmak denenebilir bir uygulamadır. Elbette bunu yaparken, dikkat edilmesi gereken, önemli bir nokta, sesi çok fazla açmamak ve harici ses kaynağından gelen bir ses varsa, o ses kaynağını, köpeğin ulaşamayacağı bir yere koymaktır. Yavru bir köpeğin, sesin geldiği yere odaklanıp, merak içinde o yeri parçalaması, oldukça sık rastlanan bir durumdur.

Devamı

Buluşma noktalarımız