Lassie Kuduz Olmaz mı


Sene 1983… 5 yaşındayım… Bir film oynuyor sinemalarda. Adı, “Kuduz”. Annem, Tarık Akan hayranı, o dönemdeki birçok insan gibi… Durur mu hiç evde? Gidiyor elbette filme. Üzülüyorum. Nasıl üzülmem? Her çocuk gibi, hatta her insan gibi, ben de aşığım beyaz perdeye. Oysa, sadece, çizgi filmlere gitmeme izin var. Dönemin büyük sinemalarından olsa gerek, ya da ben çok küçük olduğum için, bana öyle gelse gerek; Akbank Sinemaları var bize yakın bir yerlerde. Her yeni çizgi filme götürür anneannem beni, bir de E.T.’ye, defalarca. Ama annem, götürmüyor işte beni “Kuduz”’a. Yine de, talimatlar yağıyor, sinemadan eve dönünce. “Sokakta köpeklere yanaşmak yok!”, “Falancanın evinde köpek varmış, bir daha onlara gitmek yok.”. Ne zaman bir köpek görsek dışarıda yürürken, daha da bir sıkı tutuluyor elim, “Şşştttt! Yaklaşma sakın o tarafa.”. Seneler geçiyor aradan, bilmem kaç sene. Artık evimizde video var. Kasetler duruyor dolapta, yanlış hatırlamıyorsam, bizimkiler Beta. Bir film seçiliyor, play tuşuna basılıyor, o da ne, “Kuduz”. Birkaç sene önce beni götürmedikleri filmi izliyoruz, hem de ailecek. Bir Alman Kurdu hatırlıyorum, bir de ağzından köpükler saçan bir çocuk. Korkuyorum izlerken. Ben korkuyorum ya, daha bir geliyorlar üzerime, “Bak” diyorlar, “İbret olsun, köpeklere çok yanaşırsan böyle olur işte.” İbret oluyor gerçekten de, ama hani köpek alacaktım ben? Hani oyunlar oynayacaktım onunla? Oysa biliyorum artık; köpeklere çok yanaşırsam, öyle olur işte.


Az buz değil, bundan 40 sene öncesi... Sene 1943… Bir film giriyor vizyona, Amerikan sinemalarında. Adı, “Lassie Come Home.”, yani, “Lassie Eve Dön.”. Çocuğunu kapan gelmiş sinemaya. Bir önceki yaşamım olsa gerek, 5 yaşındayım yine… Annemle izliyoruz filmi. Çıkışta; gülüyoruz, konuşuyoruz, sahneler anlatıyoruz Lassie’den... 2 haftaya kalmadan, bir köpek alınıyor eve; küçük mü küçük, şirin mi şirin, nereye gitsem, geliyor peşimden. Ne de olsa seviyoruz köpekleri, belki Lassie’den ötürü, belki de komşunun köpeğinden. 


Yaşamış da olabilirim bu anlattıklarımı, hiç yaşamamış da. Yaşamış da olabilirsiniz bu anlatılanları, hiç yaşamamış da. Ama yaşandı bunlar. Benim ya da sizin başınıza geldi, belki de bir arkadaşın. İşte bu kadar farklı bakmışız hayvanlara yıllardır. İşte bu yüzdenmiş, ayağına gelen bir taş yüzünden topal kalması, mahalledeki Karabaş’ın. Şimdi soruyorum anneme, ya da hâlâ çocuklarına ibret gösteren bütün annelere; “Lassie kuduz olmaz mı anne?”.



BLOG
 

Buluşma noktalarımız